Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Forummekan - Fms Group > l Dini Konular l

Winamp windows Media Player Real Player QuickTime
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-13-2008   #1 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Exclamation Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

Arkadaşlar Sadece İstediğiniz Soruları Okumak İsterseniz Diye Soruların Hepsinin Linklerini Buraya Yazıyorum Soruya Tıkladığınız Zaman Hemen O Sorunun Olduğu Posta Gidersiniz Her Postta İki Soru Olduğu İçin İyi Bakın Mesajlara Şimdiden İlginiz İçin Teşekkürler Arkadaşlar Ctrl+F Yaparak Daha Rahat Bulabilirsiniz Aynı Kelimelerde Olduğundan Sonrakini Bul Diyerek Sorular Arasında Geçiş Yapabilirsiniz

Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap



1)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

2)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

3)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

4)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

5)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

6)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

7)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

8)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

9)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

10)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

11)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

12)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

13)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

14)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

15)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

16)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

17)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

18)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

19)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

20)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

21)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

22)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

23)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

24)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

25)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

26)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

27)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

28)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

29)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

30)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

31)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

32)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

33)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

34)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

35)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

36)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

37)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

38)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

39)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

40)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

41)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

42)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

43)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

44)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

45)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

46)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

47)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

48)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

49)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

50)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




1. Âhiret hayatı ne demektir?


Cevap: Âhiret hayatı, kainatta mevcut düzenin bozularak yok olması sonucunda, yeni bir takım âlemlerin var olması ve ölenlerin tekrar hayat bularak mahşerde toplanmaları ile başlayan sonsuz bir hayat demektir. Âhiret, ölümden sonra başlayan ve mahşerdeki dirilişten sonra ebedîyen devam edecek olan bir hayattır. Âhiret gününe; âhiretteki ebedi hayatın kıyâmetin kopuşundan sonra başlaması nedeniyle "Kıyâmet Günü", yapılan iyilik ve kötülüklerin karşılığı tam olarak orada alınacağı için "Din günü, Ceza günü", geçici olan dünya hayatının karşıtı olduğu için de "gerçek hayat, ebedi âlem, bâki âlem" gibi isimler verilmiştir.

Âhiret günü; Kur'ân'da, mü'minler Allah'a kavuşacakları için "Kavuşma Günü" (Mü'min, 40/15), insanlar ve bütün mahlûkât o günde bir araya toplanacağı için "Toplanma Günü" (Teğabün, 64/9), dünya hayatlarında Allah'a imân edip O'nun emir ve yasaklarına kulak asmayanların aldandıkları ortaya çıkacağı için "Aldanma Günü" (Teğabün, 64/9), dirilişten sonra herkes kabrinden çıkacağı için "Çıkış Günü" (Kâf, 50/34) ve kâfirler amellerinin boşa gittiğini görünce yeniden Dünya'ya dönemk isteyecekleri için "Hasret Günü" (Meryem, 19/40) gibi isimlerlede zikredilmektedir.



2. Âhiret inancının önemi nedir?

Cevap: İslam'da âhiret gününe inanmak, imânın bir rüknü, inancın bir parçasıdır. Âhirete imân etmeyeni gerçek mü'min olamaz. Kur'ân'da mü'minin özellikleri sayılırken "(Onlar) namaz kılan, zekat veren ve Âhirete de kesinlikle inanan (mü'minlerdir)" (Bakara, 2/4) buyrulur. Âhirete inanmanın insan için önemi büyüktür. Bu sebeple Kur'ân'da Âhiret hayatı çokça zikredilmekte, bazan delil ve hüccetlerle, bazan de misaller verilmek ve tasvirler yapılmazk sûretiyle, âhiret, insan zihnine iyice yerleştirilmeye çalışılmaktadır. "Ben neyim? Nereden, niçin geldim? Ne olacağım?" gibi sorulara âhirete imân sayesinde cevap bulunabilmektedir. Nereden gelip nereye gideceğini bilen insan, gelecek hakkındaki endişelerinden kurtulur, gayesini belirler. Dünya hayatı anlama kazanır. "Sizi boş yere yarattığımız ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" (Muminun, 23/115), "Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, siz ölü idiniz sizi O diriltti. Sonra öldürecek, sonra tekrar (haşir için) diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz." (Bakara, 2/8 ), "Kim Allah'ı, meleklerini, Kitaplarını, Peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, mutlaka haktan çok uzak, derin bir sapıklığa sapmıştır." (Nisa, 4/136), "Âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir." (A'raf, 7/147)

Âhirete inanmayani bu inanca sahip olmayan huzursuz olur; dünyasını Cennet yapar ama mutlu olamaz, hem dünyasını hem âhiretini berbat eder. Dünya ve âhiret birbirine bağlıdır. Dünya, âhiretin tarlası yani âhiret için olduğu gibi âhiret de bu dünyanın nizam ve düzeni içindir. Âhirette imân, dünya ve dünya üzerindeki muamelelerin ıslahı ile âhiretin kazanılmasını içine alan bir esastır. Denebilir ki, İslâm dini bu dünya için gelmiştir. Bu dünyada mutlu olmayan âhiretini de berbat etmiş demektir.

Âhirette kâinatın yaratıcısı önünde hesap verme duygusu, toplumda; fenalıkları, fitne ve fesadı, zulüm, cinayet ve hasızlıkları önleyen âmildir. Âhirete imanı olanın ölüm korkusu yoktur. Çünkü o, insanın bu dünyaya geçici zevkler peşinde koşarak ebedî hayat hazırlığını unutmak için değil, ebedî saadeti kazanmak için geldiğini bilmektedir.

Bu dünyada, uyuduğumuzda gördüğümüz rüyâlar, bir çeşit bizi âhiret hayatına götürür. Kur'ân'ı Kerîm birçok âyetlerinde, görülen rüyâları anlatmakta, sahih hadis kitaplarında, görülen rüyâlar, bazen bizzat Hz. Peygamber tarafından da yorumlanmaktadır. Hatta âlemleri çınlatan Ezân-ı Muhammedî, rüya ile olmuştur. Bir-iki saniyede gördüğümüz rüyâyı, akşam yattığımzdan beri gördüğümüzü sanırız, "İyi ki rüyâ imiş!" deriz. Ve gördüğümüz rüyâyı birkaç saat sonra unuturuz. Ayrıntılarını çok az hatırlayabiliriz. İşte ölümde dünya rüyâsından bir nevi uyanıştır. Rüyâyı hatırlayamadığımız gibi, ölünce de dünyamızı hatırlayamayız. Kirâmen Kâtibin melekleri bize dünya hayatını hatırlatmaya çalışır.

Cehennemlikler, ebedî olarak Ateş'in lezzeti içindedirler. Esasen ızdıraplarla ve yoksullukla hırpalandığı halde, rüyasında mutluluk içinde ve zengin olduğunu gören bir insanın durumu bununla kıyaslanabilir. Sert yatak, hastalık, ağrılar, fakirlik ve yaralar içinde uyuyan bir kimseyi değerlendirirsen "O azâptadır" dersin.

Cehenneme girenlerin durumu da böyledir. Çünkü zaman kavramı, dünya hayatına âit bir mahlûktur. Zaman, mü'min için ayrı, kâfir için ayrıdır. (Bkz. Hac, 22/47) Mü'min için bir gün bin yıl gibi uzarken, kâfir için elli bin yıl gibi uzayacaktır. (Bkz. Secde 32/5)

Âhirete inanan kimse, iyi amellerle ebedi saadete kavuşacağını bildiren ibadetlerinden haz duyar. Âhiret inancı gençlere şu teklifini vererek aklını başına getirir: "Cehennem var, sarhoşluğu bırak." Âhirete inanan yaşlı Müslümanlara; Merak etmeyiniz, sizin ebedî gençliğiniz var; gelecek ve sizi bekliyor, iyilikleriniz muhafaza edilmiş, mükâfatlarını göreceksiniz. Kaybettiğiniz evlâd ve akrabalarınızle sevinçlerle görüşeceksiniz, diye teselli verir.






Konu KaRiA tarafından (07-13-2008 Saat 16:20 ) değiştirilmiştir..
KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #2 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

3. Ölüm istenir mi, ölüye ağlanır mı?

Cevap: Ölüm mü'minin Allah'a kavuşmasıdır. Seven her zaman sevdiğine kavuşmak ister. Peygamberimiz (s.a.v)'in ifâdesiyle "..mü'mine ölüm gelince, Allah'ın rızası ve ikramıyla müjdelenir. Önünde ölümden başka daha sevgili bir şey yoktur.. Mü'min Allah'a kavuşmayı sever, Allah'ta ona kavuşmayı sever. ..kâfir ise ölümden hoşlanmaz.." Ölüm bir terhistir. Bu dünyadan gitmek, öbür âleme geçiş için olması gereken yolculuktur. Ölüm bir pasaporttur. Ancak zorunda olduğumuz, yaşamak zorunda kaldığımız bir gerçektir. Peygamberimiz ölümü hatırlamamızı ve hatırdan çıkarmamazı istemektedir. "Lezzetlerin, tatların yakıcısı olan ölümü çokça anın.","Sizden hiçbiriniz başına gelen bir sıkıntıdan ötürü asla ölümü temenni etmesin, şayet ölümü istercesine olağanüstü bir darlıkta kalırsa, o zaman şöyle desin: Allah'ım! benim için yaşamak daha hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, benim için ölüm hayırlı olduğu vakit de beni öldür."

Âlimler, bu hadis-i şerife dayanarak, ölümü temenni etmenin mekruh olduğunu beyan etmişlerdir. Ölümü temenni etmek nasıl yasaksa, her ne şekilde olursa olsun intihar etmek de kesinlikle haramdır. "Her kim bir uçurumdan aşağı atlarsa, Cehennem ateşinde daimi sûrette kendini yüksekten bırakır. Kim, zehir içerde canına kıyarsa, elinde zehir içer bir halde ebedî olarak Cehennemde azab olunacaktır. Her kim de, kendini herhangi bir demir parçası (bıçak, vs.) ile öldürürse, o da, bıçağı elinde karnına vurarak aynı sûrette Cehennemde azab olunacaktır."

Peygamber Efendimiz (s.a.v), bir hastalığında amcası Hz.Abbas'ı ziyarete gittiklerinde, amcasının halinden şikayetçi olduğunu ve ölümü temenni ettiğini görünce "Ey amcacığım, ölümü temennî etme! Çünkü sen iyilerden isen (yaşarsan), iyiliğin üzerine iyilik artırsın ki, bu senin için daha hayırlı olur. Eğer günahkâr isen, o zamanda ölümün geciktirilmekle affedilmeyi istersin, günahlarından tevbe edersin ki, bu da senin için hayırlıdır." buyurdu.

Allah'ın yersiz ve manasız birşey yapmayacağına gönülden inanan bir mü'mine düşen, mütevekkil bir edâ ile boyun büküp kader razı olmaktır. Başa gelen bir sıkıntıya katlanamayıp ölümü istemek, kadere bir nevi itiraz anlamı taşır. Ömür bir fırsattır, hayatın uzun ve amellerin iyi olması daha hayırlıdır. "Ömrü uzun ve ameli güzel olana ne mutlu!"

Ölüme ağlamaya gelince; Ölüm önemli bir hâdisedir. Bu hâdise sebebile insanın hüzünlenmesi, kederli bir hâl alması normaldir. Hatta açığa vurup sessizce ağlaması ve gözyaşı dökmesinde bir sakınca yoktur. Peygamberimiz de oğlu İbrahim'in, kızının ve kızının çocuğunun vefâtlarında ve ashapta Sa'd b. Ubâde'nin hastalığında, bizzat gözlerinden yaşlar akıtarak ağlamış; kendisine, ağlamayı yasakladıkları hatırlatılınca, bunun yasak olan ağlama şekli olmayıp, gözyaşı dökmekle Allah'ın azap etmeyeceğini, ancak mübârek diline işâret ederek onunla azap edeceğini belirtmiş ve "Muhakkak ki ölü, ehlinin üzerine bağırıp çağırmasıyla azap duyar" buyurmuştur.

Ölüye sessiz ağlamanın câiz ve mübah olduğu açıktır. Yüksek sesle ve bağırarak ağlamak ise, Hanefî ve Mâliki mezheplerine göre haramdır.; Şafiî ve Hanbelî ise yüksek sesle ağlamayı mübah görmüşler, ancak cahiliyye de olduğu gibi ölünün bir takım iyiliklerini sayıp dökerek, vay benim yiğidim, arslanım, evimin direği... gibi sözlerle bağırıp ağlamak, saçını başını yolmak, başına, yüzüne veya dizine vurmak, elbiselerini yırtmak câiz değil, haramdır, demişlerdir.

Bir yakınını ve sevdiği kişileri kaybedenlerin, eğer güçleri yetiyorsa sabretmeleri ve ağlamamaları en iyi harekettir. Sabredildiği takdirde karşılığının Cennet olduğu bildirilmiştir. Buna güç yetiremeyenlerin, sessizce ağlamaları ve gözden yaş akıtmaları câizdir. Ama ölünü birtakım iyiliklerini ve hayatta yaptığı işleri sayıp dökerek ve ağıtlar düzerek ağlamak, kesinlikle haram ve yasaktır. "Benim çocuğumu, benim kocamı, benim babamı Allah niçin aldı? Başkasının canını alsaydı, başkasını öldürseydi ya..." gibi ifadeler, bu sözleri sarfederek ağlama ve sızlamalar bir nevi kadere itiraz manasınını içereceğinden Resûlullah tarafından mahzurlu görülmüştür. Resûllulah (s.a.v), oğlu küçük İbrahim'in vefâtında gözlerinden yaşlar akıtmış, "..göz ağlar kalp üzülür, Rabbimizin razı olamayacağı söz söylemeyiniz" buyurmuştur.


4. Son nefesteki hastaya ne yapmak gerekir?

Cevap: Ziyâret edilip tövbe istiğfâr yapılmalı, yanında iyi şeyler konuşulmalı, kelime-i şehâdet okunmalıdır. "Sizler bir hastanın veya ölünün yanında bulunduğunuz zaman hayır söyleyin. Muhakkak ki melekler sizin orada konuştuklarınıza amin derler." Ölümü çok yaklaşmış olan kimsenin ağzı ve boğazı susuzluktan kurur. Kendiside su isteyemez. Şeytan ise imânını almak için bir bardak su ile görünür. İmânına karşılık suyu vereceğini söyler. Bu yüzden hastanın su ihtiyacının giderilmesi gerekir.

Can verdikten sonra ölüye şunları yapmak iyidir:

Gözleri kapamak, çeneyi bağlamak: Hözler kapatılmazsa ve çene bağlanmassa, kan donduğu için gözler bir daha kapanmamakta ve çenede bağlanmamaktadır. Eğer gözler açık ve çene de bağlanmazsa, oluşacak görüntü, yakınları üzerinde psikolojik etki yapabilmekte, ayrıca çenenin açık kalması yıkanma esnasında ölünün ağzına su girmesine sebep olabilmektedir.

Elbiselerini çıkarıp üzerini bir örtü ile örtmek:

Ölen kişini elbiseleri hemen çıkarılmazsa, yukarıda sebebi belirtildiği üzere, sonradan çok zorlanılmaktadır. Ölünün techiz ve tekfininde acele etmek:

Ölünün yıkanması ve kefenlenmesi işlerini fazla geciktirmemek gerekir. Bu işlerden sonrada ölümü ilân etmek gerekir.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #3 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

5. Son nefeste telkin'in önemi nedir?

Cevap: Ölmek üzere olana lâ ilâhe illallah'ı telkin edilmesi gerektiği, son sözün Lâ ilahe illallah olursa Cennete girileceği belirtilir. Bundan maksat, kişini kalbinin imân çizgisinde olmasıdır. Çünkü kim ne üzere ölürse öylece diriltilecektir. Mü'min imânı üzere, münâfık da nifakı üzere dirilecektir. Son nefesteki hastanın yanında Yasin Sûresi okumanın faydası da bundan dolayıdır. Âyetleri duyunca Allah'ı ve Resûlünü hatırlaması ve imân çizgisinde ruhunu teslim etmesi umulduğundan, telkin mahiyetinde Yasin sûresinin okunması tavsiye edilmiştir.

"O'nu (Yasin Sûresini) ölülerinizin (ölmek üzere olan hastalarınızın) yanında okuyunuz."

Dikkat edilirse, Yasin sûresinde ahiret motifleri ve imân hakikatlerı vardır. Yasin sûresinin ikinci sayfasında geçen olayların, Türkiye'de Antakya'da geçtiği müfessirler tarafından açıklandığınıda hatırlatmadan geçmeyelim.

Yanında telkin yapılırken veya Kur'ân okunurken zorlama olmaması için de La ilâhe illalah veya tövbe istiğfar söylenir. "Kimin son sözü la ilâhe illalah olursa Cennete girer." tavsiyesine uyularak telkin yanı başında okunur; ama kendisinin de tekrarlanması söylenmez.

"Siz ölülerinize (ölmek üzere olan hastalarınıza) la ilâhe illallah'ı telkin ediniz." Hadis-i Şerif'te de ifade edildiği üzere zorlama yapılmaz. Kendisini irâdesi ile imân çizgisinde olması temenni edilir. Zorlama ile imânın faydası yoktur. Son nefeste olan ölünün hidâyet üzere, Sırat-ı Müstakîm üzere âhirete gitmesi umulur.

"Kim ne üzere ölürse, öylece diriltilir."


6. Son nefeste dil neden dolayı tutulur?

Cevap: İnsan hayatı boyunca nasıl yaşarsa son nefeste de öyle olur. Yani içinde bulunduğu ortamı, dünyası nasılsa, son nefesete de öyledir. Ecelin; ne zaman, nerede, nasıl geleceği (Lokman 31/34) bilinmediği için; hangi ruh durumumuzda, düşünce ufkumuzda isek öylece son nefesimizi veriririz. Kur'ân'ın bize belirttiği iman çizgisinde olursak, hem burada hem de âhirette kazançlı çıkarız. Şeytan çizgisinde olursak son nefeste de zorlanırız. Zorlukların, meşakkatlerin, azâpların başlangıcıdır ölüm...

Bu hâle sebep olan âmeller vardır. Yani son nefeste Kelime-i Şehâdet veya Tevhid'i söylemeye dil dönmez. Mesela; ezân, kâmet, hutbe ve Kur'ân-ı Kerim okunurken dünya sözü söylemek, dinlememek, bunları alaya alır mahiyettinde konuşmak, dinî konular anlatılırken, alaya almak, dinlememek, tuvalette ihitiyaç giderirken dünya sözü söylemek, ana ve babasına haksız yere asî olmak, insanlara iftira ve zulmetmek gibi amellerin son nefeste dili tutacağı bildirilmektedir.

Dilde "Kelime-i Tevhid ve Şehâdet" olup da kalpte olmazsa; bunun önemi olmayacağı aşikârdır. Son nefeste dilin kalbe bağlanacağı bildirilmektedir. İleride de açıklanacağı üzere, Ölüm meleğini gören kişinin dili artık gerçekleri konuşur. Dünya ile irtibatı kesilir. Son nefeste, Sırat-ı Müstakîm çizgisinde dünyadan ayrılmak önemlidir. İç dünyasında, kalb'te hidâyet çizgisinde dünyadan ayrılan kişini, dili elbetteki Sırat-ı Müstakîm çizgisinde olacaktır. Allah ve Resûlünün yolunda olmayan, onları sevmeyen, gönlünde onlara yer vermeyen kişilerin, son nefeste hidâyet çizgisinde olmaları ve dillerinin gerçekleri söylemeleri beklenemez.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #4 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

7. İnsanın ölürken tanıdıklarını tanıyamaz hâle gelmesi doğru mu?

Cevap: Evet, insanlar ölürken yanı başında bulunanları ya zor tanır ya da hiç tanıyamaz. Hayatta iken anlayamadığı şeyler, o ânda anlaşılır hâle gelir. Son nefesteki hastada görülen ve başucundakiler tarafından anlaşılamayan bazı sözler ve ifâdeler, bu durumla alâkalıdır. Yoksa aklî kuvvetinin zayıflamasından değildir. Kur'ân'da insanların ölüm ânında karşılaştıkları lütûf ve cezaya işaretler bulunmaktadır. "Gerçekten Rabbimiz Allah'dır, deyip de sonradan sebat gösterenler (ve salih amel işlemeyenler var ya) onların üzerine (ölüm ânında): Korkmayın, mahzun olmayın, vadolunan Cennetle müjdelenin, diye melekler inecektir." (Fussilet, 41/30)

Peygamberimiz (s.a.v) herkese ölüm ânında makamının, gideceği yerin gösterileceği; mü'minin Allah'a kavuşmayı isteyeceği, kâfirin ise istemeyeceğini bildirir. Kur'ân müşrikin de gitmek istemediğini (Mü'min, 23/99-100) anlatır. Cenneti gören kişi sevinir. Cehennemi gören korkar, yüz ifadeleri değişir, abuk-sabuk konuşabilir. Takva sahipleri o kimselerdir ki melekler canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar. "Selâm size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükâfatı olarak girin Cennete, derler." (Nahl, 16/32)


8.Sekerât-ı Mevt ne demektir?

Cevap: Sekerât-ı Mevt, insanın son nefeste ölümüne delâlet eden ölüm baygınlığı, sarhoşluğu demektir. "Bir de sekerât-ı mevt (ölüm sargoşluğu, baygınlığı, can çekişme) gerçek olarak gelmiştir. (Ey insan) işte bu, senin kaçıp durduğun şey." (Kaf, 50/19)

Hz.Peygamber (s.a.v)'in son hastalığında, yanlarında bir kap içerisinde su vardı. Mübarek ellerini suya daldırıp yüzüne sürüyor ve şöyle diyordu: "Allah'tan başka Tanrı yoktur. Muhakkak ki ölümün sekarâtı vardır." Sonra ellerini kaldırıp "Refiku'l A'la: Ey Yüce Dost! Allah'ım! Sekerât-ı Mevtte bana yardım et"; Ruhu kabzolunup eli düşünceye kadar böyle duâ etmişti.

Sekerât-ı Mevt hâli olan kişi kötü kişi değildir. Asla böyle anlaşılmamalıdır. Peygamberimiz bile Ölüm baygınlığı geçiriyorsa verın gerisini siz düşünün... Peygamberimizin dizlerinde vefât ettiği Aişe vâlidemiz diyor ki: "Ben Hz.Peygamberin çektiği ızdırabı gördükten sonra, kolay ölmesinden dolayı kimseye gıpta etmem", diğer rivayette; "...kimse için çirkin saymam"

Sekerât-ı Mevt'in faydaları şunlardır;

Allah, manevî derecesini daha çok yükseltmek istediklerine ölümü ânında ızdırap çektirir.

Allah, günahlarını affetmek istediği mü'min kullarının günahlarına keffaret olsun diye Sekerât-ı Mevt'i şiddetli yapar; bu kullar, dünya hayatının sonunda birkez daha denenir, imtihana tâbi tutulurlar.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #5 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

9. Son nefeste Azrâil görünür mü, görünürse nasıl görünür?

Cevap: Evet, ruhu kabzolunan kişi ölüm meleğini görür. Kör olanlar bile görürler. "De ki, sizin canınızı almaya vekil kılınan ölüm meleği (Azrâil) canınızı alacak, sonra Rabbinize döndüreleceksiniz." (Secde, 32/11); "Sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit, gönderdiğiniz melekler onun ruhunu alırlar ve onlar görevlerinde noksanlık yapmazlar." (Enam, 6/61); Her insan mutlaka ölüm meleğini görür. Ölüm meleği herkese korku saçar. Kâfir ve fâcir olanlara görünüşü daha dehşetli, mü'minlere görünüşü ise daha güzel sûrettedir. "Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar. "Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükâfatı olarak girin Cennete.." derler" (Nahl, 16/32) Azrâil, o kişinin yaşadığı hayata göre hususî bir sûrette gelir. Hasenât ve Seyyiâtına göre kazandığı mertebe ne ise, kişi, Azrail'le o mertebede karşılaşır. Meselâ, Kur'ân ehline bir şekilde, cihat yapmış olan ruha ona göre ve başka amellere başkasûretlerde görünür ve ruhu kabzeder. Kâfirlerin, münâfıkların ölümü esnasında ise melekler, sevimsiz ürkütücü ve dehşet verici sûrette gelirler. O kişilerin Ölüm Meleklerini görünce ödleri kopar. Ardından Azrâil dehşet saçan bir vaziyette gelir, kişinin başucunda oturur ve iç dünyasına göre muamelede bulunur.


10. Kabir nedir?

Cevap: Kabir, ilk duraktır. Kabir ve Berzah kelimeleri Kur'ân-ı Kerim'de geçmektedir. "Sonra onu öldürdü; kabre koydu: Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltilir." (Abese, 80/21); Kabir aynı zamanda dünyada temizlenmemiş bazı günahların hesabının da yapıldığı ve temizlendiği yerdir. Küçük polisiye olaylar karakollarda ve yerel mahkemelerde; büyük cinayetler, şehirlerde ve ağırceza mahkemelerinde görüldüğü gibi; kabir, Mahkeme-i Kübrâ'ya bırakılan büyük cinayetlerin yanında, önemsiz sayılabilen günah ve lekelerin bir kısmının silindiği yerdir. Büyük günahların yanında küçük günahları da olan kimselerin birtakım kusurları, dünyada çekilen sıkıntı, musibet ve hastalıklarla temizlenirken, bazısı da vefât ânında (Sekerât-ı Mevt) ile silinir; kalanlar da büyük Mahkeme'ye bırakılmasın diye kabirde bir temizleme ameliyesinden geçer. Kabrin temizleyemeyeceği ölçüde kabarık olan leke ve günahlar ise ileride Haşir'de, Mizân'da, Sırat'ta ve daha da olmazsa Cehennem'de temizlenir.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #6 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

11. Berzah Âleminde Ruh Ne Yapar?

Cevap: Ruhlar, cesetlerin bulunduğu kabirlere manevî vasıta ve kablolarla bağlı bir kulak bırakarak bekleme salonu olan Berzah âlemine geçerler. Dünyadaki amelleri, belli bir keyfiyet ve hüviyet kazanmış olarak karşılarına çıkar. Berzah âlemi Ahiret âlemine âit bir keyfiyettir. O ruh için âhiret hayatı başlamış demektir. "Mü'minin ruhu, dirileceği gün cesedine dönünceye kadar Cennette, Cennet meyvelerinden yiyen bir kuştur.“ "Biriniz öldüğü zaman ona sabah akşam oturacağı yer gösterilir. Eğer Cennet ehlinden ise Cennet gösterilir. Cehennem ehlinden ise Cehennem gösterilir. Ona, işte Allah seni kıyamet gününde tekrar diriltinceye kadar oturacağın yerin burasıdır, denilir." Mü'min ruhları nimet içinde, kâfir ve günahkârınki de azap içindedir. Azap ve dereceleri, hak ettiklerine göredir ve birbirlerinden farklıdır. Berzah âlemine intikal eden ruhlar bizi duyabilirler, fakat biz onları duyamayız.


12. Kabir Suâlinde Neler Sorulacaktır?

Cevap: İnsan kabre konulunca (bilinmeyen, tanınmayan, yadırganan manasında) Münker ve Nekir denilen iki melek gelerek onun ilk sorgusunu yaparlar. İlk sorguda ve imtihanda başarılı olanlar, dünya hayatından çok daha iyi ve Cennet hayatına yakın bir güzellikteki hayat ile yaşarlar. Sorgu ve imtihanda başarılı olamayanlar ise bu dünya hayatından çok daha sıkıntılı ve Cehennem hayatına yakın bir hayat içinde yaşarlar. Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukur olur. Hadis-i şerifte, kabirde suâl sormak için gelen meleklerin siyah tenli mavi gözlü iki melek oldukları, birine "Münker", diğerine de "Nekir" denildiği haber veriliyor.
"O iki melek ona (mü'mine): 'Rabbin Kim?' derler. O: 'Rabbim Allah'tır.' der. Melekler: 'Dinin nedir?' derler. O: 'Dinim İslâm'dır.' der. Melekler: 'Size gönderilmiş olan kim¬dir?' derler. O: 'Allah'ın Rasûlü Mııhammed' der. Melekler: 'Amelin nedir?' derler. O da: 'Allah'ın kitabını okudum, ona imân ettim ve onu tasdik ettim.' der... "
İman sahipleri bu sorulara doğru cevap verebilecekler, kâfir ve münafıklar ise doğru cevap veremeyeceklerdir. Ehl-i Sünnet âlimleri, suallerin itikadı, inanç konusunda olacağında ve bir defa da, definden sonra olacağında müttefiktirler. Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir ölüyü defnettiği zaman, defnetme işi bitince kabrin yanında durur ve şöyle derdi: "Kardeşiniz için Allah'tan mağfiret dileyin ve Allah'tan (itika¬dında) sabit kılmasını isteyin. Muhakkak ki o şu anda sorguya çekiliyor. "
Halk arasında yaygın olan bir soru-cevap şekli vardır. Kabirde cevap; Rabbim; Allah Teâlâ, Peygamberim; Hz. Muhammed Aleyhisselâm, Dinim; Din-i İslâm, Kitabım; Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân, Kıblem; Kabe-i Şerif, itikadda Mezhebim; Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat, Amelde mezhebim; İmâm-ı Azam Ebû Hanife, Zürriyetim; Hz. Adem (aleyhisselâm), Ümmet-i Muham-med'denim, Mü'minim, Müslüman'ım Elhamdülillah...





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #7 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

13. Kabir'de Suâl Sorulmayacak Olanlar Kimlerdir?

Cevap: Öldükleri zaman Kabirde suâl sorulmayacak olanlar şunlardır;

Peygamberler: Peygamberler, görevleri büyük, sorumlulukları çok olduğu için Mahkeme-i Kübrâ'da hesabını vereceklerdir. Ehl-i Sünnet âlimlerine göre Peygamberler, küçük ve büyük günahlardan korunmuşlardır.

Kabirde sual sorulmayacak olan diğer zümreler ise; Şehitler, Allah yolunda murabıt olanlar, Cuma günü veya gecesi ölenler, Karın ağrısından ölenler, Mülk sûresini her gece okuyanlar, Mükellef olmayanlar; Deliler, Çocuklar, Aptallar, Fetret devrinde ölenler.. Yapılan amellerin kıymet ve değeri Allah katında makbul olduğu için kabir suâlinden muaf olduğu Allah Rasûlü tarafından haber verilmiştir.


14. Kabir Azabına Sebep Olan Ameller Nelerdir?

Cevap:
Kabir azabına sebep olan amelleri şöyle sıralayabiliriz:

İdrardan sakınmamak ve temizlenmemek: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), rastladığı iki kabirde bulunanlardan birinin idrardan sakınmadığı, diğerinin gıybet ve dedikodu yaptığı için azap çektiğini haber vermektedir.

Gıybet ve Nemime yapmak:
Koğuculuk yapmak, lâf getirip-götürmek. Müslüman kardeşinin hoşlanmayacağı sözleri arkasından konuşmak kabir azabını gerektiriyor.

Borçlu ölmek: "Müminin ruhu üzerindeki borcu ödeninceye kadar borcuyla bağlıdır." hadisine göre, borçlu ölenin kabir azabını göreceği bilinmekte, Peygamberimiz de borçlunun cenaze namazını kıldırmamış, borcu ödendikten sonra kıldırmıştır.

Yüksek Sesle ağlamak; "Ölü, kabrinde kendisine nevha yapılmasından (birtakım, iyiliklerini sayarak sesli ağlanmasından) ötürü azap görür." Bir yakınını ve sevdiği kişileri kaybedenlerin, eğer güçleri yetiyorsa sabretmeleri ve sesli ağlamamaları en iyi harekettir. Sessizce ağlamak ve gözden yaş akıtmak da caizdir. Ama ölünün birtakım iyiliklerini ve hayatta yaptığı işlerini sayıp dökerek ve mersiyeler, ağıtlar düzerek ağlamak, bağırmak kesinlikle yasaktır.

Yalan söylemek, Kur'ân öğrenip ahkamıyla amel etmemek, zinâ yapmak, Faiz yemek; Bu dört fiilin kabirde azap olacağına, Rüya hadisi delildir. Azap içinde gördüğü kimselerin sebeplerinin bu dört fiil olduğunu Cebrail (Aleyhisselâm) bildiriyor.
"Eğer ölüleri defnetmeniz endişesi olmasaydı, kabir azabının bir kısmını sizlere işittirmesi için Allah'a dua ederdim." "Müşrikler kabirlerinde öyle bir azapla Azap olunuyorlar ki seslerini hayvanlar işitir." İçki ve sigara içerek beden emânetine zarar vermenin, hakkına razı olmamanın, ganimet taksiminden önce mal çalmanın, hırsızlık, yalancı şahitlik, namuslu kadına iftira etmenin, insanların dili ile eziyet vermenin, bâtıl yollarla başkalarının mallarını ve yetim malı yemenin, livata (homoseksüellik) yapmanın, hile yapmanın, Müslümanların hatalarını araştırmanın, adam öldürmenin Akrabaları ziyaret etmemenin, mahluklara acımamanın vs. kabirde azaba sebep olacağı bilinmektedir.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #8 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

15. Kabir Azabını Kaldıran veya Hafifleten Âmeller Nelerdir?

Cevap:

Haramlardan sakınmak, Kabir Azabından Allah'a sığınmak: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kabir azabından Allah'a sığınmayı emretmiş, ve Ümmü Habibe'ye duâ öğretmiş, bizzat kendisi de şu duayı yapmıştır. "Ey Allah'ım! Muhakkak ki ben kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından da sana sığınırım. Ve yine diri ve ölülerin fitnesinden ve Mesih, Deccal'ın fitnesinden de sana sığını¬ım." Gerek cenaze namazında, gerek sabah, akşam vesair zamanlarda yaptığı dualarda Peygamberimiz, Cehennem ve Kabir azabından Allah'a sığınarak duâ etmişlerdir.

Cenaze namazı kılmak: "Siyâhî bir kadın mescidin kayyumluk -süpürüp temizleme- hizmetini yürütüyordu. Rasûlullah bir ara onu göremez oldu. Kadın hakkında "Ona ne oldu?" diye sordu. "O öldü." dediler. Bunun üzerine: "Bana niye haber vermediniz?" buyurdular. Ashab. sanki kadıncağızın ölümünü mühim addetmeyip küçümsemişlerdi. "Kabrini bana gösterin" diye emrettiler. Kabir gösterildi. Rasûl-ü Ekrem, kabri üzerinde cenaze namazı kıldı. Sonra: "Bu kabirler, sahiplerine karanlıkla doludur. Allah, onlar için kıldığınız namazla kabirleri onlara aydınlatır" buyurdular.

Şehit olmak: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şehitlerin Kabir Azabından korunacağını haber veriyor.

Nöbet esnasında ölmek: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), "Her ölenin ameli son bulur. Ancak Allah yolunda nöbet tutarken ölenler müstesna, onların amelleri kıyamet gününe kadar çoğalır ve onlar kabir azabından korunurlar." buyuruyor.

Kabir Üzerine yaş dal dikilmesi: Peygamberimiz (saliallâhu aleyhi ve sellem) azap gördüklerini haber verdiği kişilerin kabri üzerine yaş dal dikmiş ve bunlar kurumadıkça bunların teşbih ve zikirleri hürmetine, Allah'ın, o kabirdekilerin azabını hafifletmesinin ümit edileceğini belirtmiştir. "Ya Rasûlallah! Müşrikler kabirlerinde azap mı olunuyorlar?" sorusuna "Evet, onlar kabirlerinde öyle bir azapla azap olunuyorlar ki (onların azabın şiddetinden attıkları çığlıkları) hayvanlar işitir. " buyurmuştur. Kâfir ve Münafık'ın azabı için de Allah Rasûlü; "Sonra demirden bir tokmakla ensesine öyle bir vurulur ve kâfir yahut münafık öyle bir bağırır ki, insan ve cinden başka, ona yakın olan her şey onun feryadını işitir. " buyurmuştur.
Mülk sûresini okuyanların, karın ağrısından ölenlerin, cuma günü ve gecesi ölenlerin de kabir azabının hafifleyeceğini veya kaldıracağını yine Allah Rasûlü haber veriyor.
Açlık eziyeti çekenler; Ehl-i sünnet âlimleri açlık gibi dünyada eziyet çekenlerin azap görmeyeceklerini belirtirler.
Ebû Hureyre anlatıyor; "Bir gün Allah Rasûlü'nün yanma gittim. Namazı oturarak kılıyordu. Namazını tamamlayınca sordum: "Ya Resûlallah hasta mısınız?" diye sordum. "Hayır, açlık!. Ya Eba Hureyre," dedi. Ağlamaya başladım. Kâinat, kendisi için yaratılmış, Allah'ın en sevgilisi, açlık ve gıdasızlık sebebiyle ayağa kalkacak gücü olmadığından namazını oturarak kılıyordu. Benim ağladığımı görünce teselli etti. "Ağlama Ya Eba Hureyre!. Bu dünyada açlık ızdırabmı çeken, diğer tarafta Allah 'in azabından emin olacaktır. "
Allah Rasûlü. Hayatı boyunca kamını arpa ekmeği ile dahi doyurmamıştı. Bazen günler, haftalar ve aylar geçerdi de O'nun saadet dolu hanesinde yemek pişirmek için ne bir ocak yanar ne de bir tas çorba kaynardı.


16. Kabirde Azap Şekilleri Nelerdir?

Cevap: Ayet ve hadislere göre, kısaca azap şekilleri şöyledir:

a) Kabir Sıkması; Kabir, mü'minleri annenin yavrusunu okşaması gibi sıkacak, kâfir ve münafıkları da şiddetli bir şekilde sıkacaktır.
b) Tokmakla Vuruş; Kâfir ve münafığın ense köküne öyle bir vurulur ve o öyle bir feryat eder ki; feryadını insan ve cin hariç her mahluk duymaktadır.
c) Sabah-Akşam Ateşe Arz edilmek; Kulun gideceği yer Cehennem ise, sabah-akşam gösterilir.
d) Haşerâtın Ölüyü Isırması ve Sokması; Kâfire doksan dokuz ejderha saldırtılır; ejderhalar onu ısırırlar, sokarlar. Ejderhanın birisi yeryüzüne üfleyecek olsa, dünya da yeşillik kalmayacak derecede ateş püskürtür. Deve boynu gibi kırbaç, düğümü ateşten olan. kulakları sağır olan bir mahluk ile azap edilir.
e) Toprağın İbret Olsun Diye Dışarı Atması; Hristiyan'ken Müslüman olmuş ve Vahiy katipliği yapmış, sonradan tekrar Hristiyanlığa dönmüş birisi, Kur'ân'la, vahiyle alay ediyordu. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu adam öldüğünde "Yer onu kabul etmeyecektir." buyurmuş, hakikaten de toprak onu kabul etmemiştir.
Ehl-i Sünnet âlimleri, aslında bunun sünnetullah'a aykırı olduğunu, ama bazı kötü kimselerin, bilhassa İslâm dini ile, Allah'la, Kur'ân'la alay edenlerin cesetleri ibret olsun diye, Allah'ın böyle göstermiş olabileceğini belirtirler.
Neccâr oğullarından Hristiyan bir adam vardı. Müslüman olup Bakara ve Al-i İmrân sûrelerini okumuştu. Peygamber (Aleyhisselâm)'e vahiy yazardı. Bu adam irtidat ederek Hristiyanlığa döndü ve "Muhammed bir şey bilmez. Ancak benim kendisine yazdığım şeyleri bilir." demeye başladı. Allah onu vefat ettirince, Hristiyanlar gömdüler. Fakat sabah olunca gördüler ki, gömüldüğü yer onu dışarı atmıştı.
Bunun üzerine Hristiyanlar "Bu, Muhammed ile ashabının işidir. Onların arasından çıkıp kaçtığı için, bu din kardeşimizin ölüsünden kefenini soydular ve onu meydanda bıraktılar." diye iftirada bulundular. Derin bir çukur kazarak onu oraya gömdüler. Fakat ertesi sabah, gömüldüğü yerin, onu yine dışarı attığı görüldü.
Hristiyanlar yine Müslümanları suçladılar. Bir yerde yine bir çukur kazdılar. Güçleri yettiği kadar derinleştirdiler. Fakat sabah olunca o yerin de onu dışarı attığı görüldü. Bunun üzerine Hristiyanlar, bu işin insanlar tarafından yapılmadığını anladılar ve onun ölüsünü açıkta bıraktılar. Hz. Peygamber bu adam öldüğünde "Yer onu kabul etmeyecektir." buyurduğu bilinmektedir.
f) Bakırdan tırnaklarla yüzleri ve göğüsleri tırmalamak; Peygamber efendimiz Miraca çıktıklarında, orada bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan insanlar gördüğünü ve Cebrail (Aleyhisselâm)'dan bunların kim olduklarını sorduğunda, bunların gıybet eden kimseler olduğunu öğrendiğini haber vermektedir.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #9 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

17. Ölüm Ânında Kişinin İyi veya Kötülüğüne Delâlet Eden Haller Var mı?

Cevap: İnsan hayatını nasıl yaşarsa ölümü de öyle olur. Ama nerede ve nasıl öleceğimizin en doğrusunu Allah bilir. Hadislerde, ölüm ânında kişinin iyi veya kötülüğüne delâlet eden haller açıklanmıştır. Önce iyiliğine delâlet eden durumları görelim.
1) Alnın (şakakların) terlemesi: "Mü'min alnının teriyle ölür" buyrulmuştur. Bazı âlimler sebebini şöyle açıklıyorlar. Allah, mü'mini Cennetle müjdelediği zaman, mü'min yapmış olduğu günahlarından ötürü Allah'tan utanır ve Allah'tan utandığından dolayı alnı terler.
2) Gözlerin yaşarması ve yüzün nurlanıp tebessüm etmesi: Mü'minin ölümü ânında yüzünün parlaması, yaptığı iyilikleri ve makamını görmesi sebebiyledir ki. gözünün yaşarması da sevincinin ifadesidir.
3) Burun deliklerinin şişmesi, genişlemesi.

Kötülüğüne delâlet eden durumlar da; boğazı sıkılmış gibi hırıltı çıkarmak, yüzün morarması, ağzın köpürmesi ve çene, boyun terlemesidir.
Fakat şöyle diyebiliriz. Kişinin iyi veya kötü olduğunu Allah'tan başkası bilemez. Allah'tan hayırlı ölüm dilemek gerekir.


18. Mü'min İçin Kabir Nimetleri Nelerdir?

Cevap: Kabir nimetlerini mü'min için şöylece sıralayabiliriz:

Yedi kat göklere mü'minin ruhu yükselir. Mü'mine Cennetteki makamı gösterilip Cennete bir kapı açılarak oradan Cennetin güzel kokusu, gelir. Kabir çok genişler, Kabir salih amellerle; namaz ve Kur'ân ile aydınlanır. Kabir, mü'min için Cennet bahçelerinden bir bahçe, kâfirler için Cehennem çukurlarından bir çukur olur.
"Biriniz öldüğü zaman, ona, sabah akşam oturacağı yer gösterilir. Eğer Cennet ehlinden ise Cennet gösterilir. Cehennem ehlinden ise Cehennem gösterilir. Ona işte Allah seni kıyamet gününde tekrar diriltinceye kadar oturacağın yerin burasıdır, denilir."





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008   #10 (permalink)
 

KaRiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
мэкаи бυяυяυ
Üye Numaram: 26532
Kayıt Tarihim : Jul 2007
Mesajlarım: 2.469
REP Puanım : 10
REP Grafiğim : KaRiA is an unknown quantity at this point
Ettiği teşekkür: 0
0 Konu'ya, 0 Teşekkür aldı
Standart Cevap: Ahiret Hayatı Hakkındaki 100 Soru-Cevap

19. İyi Kimselerin Kabirde Cesedi Çürümez mi?

Cevap: Ruh, bedende bulunduğu müddetçe beden diri ve uyanık olur. Bedenden tamamıyla ayrılırsa beden ölür. Normal şartlaraltında cesedin kokması, toprağa gömüldükten sonra çürümesi gerekir. Sünnetullah böyledir. Hadis-i Şeriflerde kabirde cesedi çürümeyenler zikredilmiştir. Fizikî ve biyolojik araştırmalar bazı şartlarda -mumyalamak vs.- cesedin çürümediğini göstermektedir.

Ehl-i sünnet âlimleri arasında bu gibi hadisleri gerçek manada anlayanlar olduğu gibi mecazi olarak anlayanlar da vardır. Ayet ve Hadislerde zikredilenler şunlardır:

Peygamberler; Peygamberlerin cesetleri çürümez. "Allah'ın peygamberleri diridir, rızıklanır'"
Şehitler; Ayetler ve hadisler şehitlerin ölmediğini, diri olduklarını da haber vermektedir.


20. Ölümden Sonra Ruh Nereye Gider?

Cevap: "Mü'min kul dünyadan ayrılıp âhirete göçmek üzereyken ona semadan yüzleri Güneş gibi parlak melekler, Cennetten getirdikleri kefen ve kokularla gelip başucuna oturur ve şöyle der: "Ey iyi ruh, çık ve Allah'ın mağfiretine, rızasına kavuş." Kabın ağzından suyun aktığı gibi ruhu çıkar ve onu ölüm meleği alır. Hazır olan melekler, göz açıp kapayıncaya kadar bir zaman içerisinde mü'minin ruhunu ölüm meleğinden alıp getirdikleri kefen ve güzel kokular içine koyarlar ki ondan çıkan miskten daha güzel bir koku yeryüzüne yayılır. O ruhu hemen yükseltirler. Rastladıkları her melaike topluluğu, bu hoş kokunun ne olduğunu sorarlar. Mü'minin güzel kokulu ruhunu yükselten melekler de onun dünyadaki en güzel isimleriyle, falan oğlu falan diye söylerler. Tâ ki, dünya semasına
varınca gök kapılarının kendisine açılmasını isterler. Gök kapıları açılır ve yükselirler, tâ yedinci kat semaya kadar her semada bulunanlar, onu daha sonraki en yakın semaya dek uğurlarlar. Böylece yedinci kat semaya gelince Allah Teâlâ: "Kulumun Kitabını (dünyada işlemiş olduğu iyi amelleri) İlliyyun'a, yani Levh-i Mahfûz'un bir kıtasına yazın ve onu yeryüzüne iade edin. Ben Azimüş-Şân, onları topraktan yarattım, yine toprağa çevireceğim ve ikinci defa ondan çıkaracağım." buyurur ve melekler, ruhu yeryüzüne indirirler...."
"Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara imân etmeyi kibirlerine yediremeyenler (var ya) onlara gök kapıları açılmaz (ruhları göğe yükselmez) ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar (yani hiçbir zaman) Cennete giremezler. İşte biz, günahkârlara (müşriklere) böyle ceza veririz."
(Araf, 7/40) Kâfirlerin ruhu çıktığı zaman sema ehli, habise bir ruh geldi, derler. Onu ecelin sonuna (yani Siccîn'e) götürün denilir. Ebû Hureyre; "Rasûlullah, hemen üzerinde bulunan ince örtüyü burnuna götürdü de (kötü koktuğunu belli etmek için) şöylece kapattı." dedi.





KaRiA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
ahiret, cevap, hayatı, soru


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları

Sitemap
11, 15, 649, 629, 48, 51, 55, 569, 75, 652, 101, 119, 121, 350, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 163, 164, 165, 166, 655, 385, 168, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 521, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 194, 568, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 211, 212, 213, 214, 216, 217, 218, 219, 220, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 513, 307, 308, 309, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 321, 322, 331, 332, 334, 335, 340, 336, 337, 345, 339, 343, 342, 344, 351, 352, 355, 358, 356, 357, 369, 370, 371, 372, 373, 376, 374, 375, 377, 378, 380, 381, 382, 383, 384, 395, 493, 390, 388, 389, 391, 392, 394, 393, 396, 397, 419, 420, 424, 427, 421, 422, 423, 430, 433, 432, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 447, 453, 457, 451, 450, 449, 452, 464, 454, 455, 456, 463, 465, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 474, 475, 478, 476, 477, 492, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 519, 516, 514, 515, 517, 562, 563, 565, 566, 567, 570, 571, 575, 576, 577, 583, 584, 590, 591, 592, 594, 598, 605, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 617, 621, 622, 623, 624, 628, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 637, 636, 638, 639, 640, 642, 661, 644, 643, 645, 646, 647, 648, 650, 651, 654, 653, 656, 657, 658, 659, 660, 11, 15, 649, 629, 48, 51, 55, 569, 75, 652, 101, 119, 121, 350, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 163, 164, 165, 166, 655, 385, 168, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 521, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 194, 568, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 211, 212, 213, 214, 216, 217, 218, 219, 220, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 513, 307, 308, 309, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 321, 322, 331, 332, 334, 335, 340, 336, 337, 345, 339, 343, 342, 344, 351, 352, 355, 358, 356, 357, 369, 370, 371, 372, 373, 376, 374, 375, 377, 378, 380, 381, 382, 383, 384, 395, 493, 390, 388, 389, 391, 392, 394, 393, 396, 397, 419, 420, 424, 427, 421, 422, 423, 430, 433, 432, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 447, 453, 457, 451, 450, 449, 452, 464, 454, 455, 456, 463, 465, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 474, 475, 478, 476, 477, 492, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 519, 516, 514, 515, 517, 562, 563, 565, 566, 567, 570, 571, 575, 576, 577, 583, 584, 590, 591, 592, 594, 598, 605, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 617, 621, 622, 623, 624, 628, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 637, 636, 638, 639, 640, 642, 661, 644, 643, 645, 646, 647, 648, 650, 651, 654, 653, 656, 657, 658, 659, 660,