| |||||||
| Hayata dair yazılar Bu bölümde hayata dair kaleme alınmış köşe yazılarını kitaplardan alıntıları paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
![]() Co-Admin Üye Numaram: 58286 Kayıt Tarihim : Jan 2008 Mesajlarım: 6.635 REP Puanım : 23 REP Grafiğim : ![]() Ettiği teşekkür: 1
1 Konu'ya, 1 Teşekkür aldı
| CHP'nin bundan önce çarşaflı hanımlara parti rozeti takmasından sonra, şimdi Kur'an kursu vaadi gündeme geldi. Kocaeli Belediye Başkan adayı Sefa Sirmen, "Her semte Kur'an kursu vaadinde" bulundu. Sirmen, seçimleri kazanmaları durumunda "çok amaçlı mahalle" projesini hayata geçireceklerini söylüyor. Her mahallede okuma salonları, bilgisayar kursları ve isteğe bağlı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde olmak kaydıyla Kur'an kursları açacaklar. Sefa Sirmen'in vaatlerine parti Genel Başkan'ı destek veriyor. Deniz Baykal "Kur'an öğrenmek herkesin önceliği olmalı. Sadece yüzünden değil, anlamını da bilerek öğrenmelidir." diyor. Bundan iyisi can sağlığı. CHP'nin bunları en yetkili ağızlardan dile getiriyor olması son derece önemli. Tabii ki CHP hakkında belli fikirleri ve hatıraları olan sağcı-muhafazakâr ve özellikle dindar seçmen bunlara "kuşku" ile bakıyor. Haksız da sayılmaz. Siyasi mülahazalardan ayrı olarak dindar insanlar, daha uzun süre CHP'ye kuşku ile bakmaya devam edecekler. Kanaatleri değiştirecek olan, kararlılık ve süreklilik olacaktır. Bana göre CHP doğru yolda. Uzun yıllardır iktidardan uzakta. Türkiye'de bütün sol seçmeni topladığımızda yüzde 20'yi ancak geçebiliyor. Halbuki geleneksel seçmenin dağılımı yüzde 30-35 sol, yüzde 65-70 sağ seçmendir. Bu bazı zamanlarda –mesela Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 27 Nisan e-muhtırası sırasında- yüzde 80-20 olmaktadır. Rakamsal olarak bu seçmen kitlesiyle CHP'nin kıyamete kadar iktidar olması mümkün değil. Rasyonel bir değerlendirme, CHP'nin dindar seçmene yönelmesini gerektiriyor. Benim tezim şu: CHP dinle barışırsa, sağcı seçmenden değil, ama dindar seçmenden oy alır. Yapması gereken, dinle barışık tam sosyal bir demokrat parti olması; özgürlükleri ve yoksulları önceleyen politikaları savunması. Pekiyi, CHP'nin dindar seçmene yönelik açılımları samimi mi, seçim yatırımı mı? Herkes bunu soruyor. Bu soru siyaset açısından anlamlı değil. Çünkü demokratik siyaset bir müzakere ve pazarlık sistemidir. Ben bir siyasi partiye destek veriyorsam, ondan beklentilerim var demektir. Beklentilerimi yerine getireceğine inanırsam oyumu veririm. CHP'nin samimiyetini veya seçim yatırım stratejisini sorgulamak gerekiyorsa, diğer partiler de sorgulanabilir. AK Parti'nin Kürtçe kanal açmasını, Nazım Hikmet'le ilgili düzenlemeleri ve Alevi açılımları da aynı kategoride ele alınabilir. Tabii ki AK Parti bu açılımları yapmakla seçmenden oy beklemektedir. Ve bunda da tuhaflık yoktur. O zaman bu açılımlara muhalefet edenler ya demokratik sistemin müzakereci ve pazarlıkçı karakterini kabullenmek istemiyorlar veya tarafların karşıt kutuplarda birbirleriyle çatışmasını siyaset yapmak zannediyorlar. CHP çarşaflı hanımlara rozet taktığında, CHP kökenli Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, 1970'lerin söylemine dönüp "çarşafın çağdışı" olduğunu söyledi. Ne tuhaf değil mi? CHP, çarşaflıları içeri alıyor, muhafazakâr iktidarın bakanı onları, sadece siyasi alanın değil, "çağın dışı"na çıkarıyor. DSP'ye göre CHP'nin açılımları "çatışmaya sebep olabilir." ÖDP, CHP'den kaçan seçkinlerin "daha sol partilere kaçmaları"ndan başka seçenek yok. Siyasetin en hassas konusu dindir. Hiç kimse dini atlayarak herhangi bir değişim projesini gerçekleştiremez. Sorunlarımızı çok daha makro düzeyde ve geniş kapsamda –bölgesel ve küresel- ele almamız gerekirken, birkaç konunun çizdiği kapalı bir dairenin içine hapsolmuş vaziyetteyiz. Ben şu tezi savunuyorum: Ezici çoğunluğuyla dindar seçmen, sol ve CHP'yi dine karşı biliyor ve temel sorunlarını çözemedikleri halde sırf dinine zarar gelmesin diye, sağcı-milliyetçi-muhafazakâr partilere oy veriyor. Bu partiler de haksız olarak iktidar oluyorlar, her defasında seçmenin sorunlarını çözmeden suçu siyasi sisteme ve dinî hak ve özgürlüklere muhalefet eden CHP'ye atıyorlar. Milyonları hapsoldukları sağcı-muhafazakâr gettolardan diniyle barışık, din ve vicdan özgürlüklerini sonuna kadar savunan sosyal demokrat bir siyaset kurtarabilir ancak. Bu, zamanla olacaktır. 11 Şubat 2009, ÇarşambaCHP'nin bundan önce çarşaflı hanımlara parti rozeti takmasından sonra, şimdi Kur'an kursu vaadi gündeme geldi. Kocaeli Belediye Başkan adayı Sefa Sirmen, "Her semte Kur'an kursu vaadinde" bulundu. Sirmen, seçimleri kazanmaları durumunda "çok amaçlı mahalle" projesini hayata geçireceklerini söylüyor. Her mahallede okuma salonları, bilgisayar kursları ve isteğe bağlı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde olmak kaydıyla Kur'an kursları açacaklar. Sefa Sirmen'in vaatlerine parti Genel Başkan'ı destek veriyor. Deniz Baykal "Kur'an öğrenmek herkesin önceliği olmalı. Sadece yüzünden değil, anlamını da bilerek öğrenmelidir." diyor. Bundan iyisi can sağlığı. CHP'nin bunları en yetkili ağızlardan dile getiriyor olması son derece önemli. Tabii ki CHP hakkında belli fikirleri ve hatıraları olan sağcı-muhafazakâr ve özellikle dindar seçmen bunlara "kuşku" ile bakıyor. Haksız da sayılmaz. Siyasi mülahazalardan ayrı olarak dindar insanlar, daha uzun süre CHP'ye kuşku ile bakmaya devam edecekler. Kanaatleri değiştirecek olan, kararlılık ve süreklilik olacaktır. Bana göre CHP doğru yolda. Uzun yıllardır iktidardan uzakta. Türkiye'de bütün sol seçmeni topladığımızda yüzde 20'yi ancak geçebiliyor. Halbuki geleneksel seçmenin dağılımı yüzde 30-35 sol, yüzde 65-70 sağ seçmendir. Bu bazı zamanlarda –mesela Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 27 Nisan e-muhtırası sırasında- yüzde 80-20 olmaktadır. Rakamsal olarak bu seçmen kitlesiyle CHP'nin kıyamete kadar iktidar olması mümkün değil. Rasyonel bir değerlendirme, CHP'nin dindar seçmene yönelmesini gerektiriyor. Benim tezim şu: CHP dinle barışırsa, sağcı seçmenden değil, ama dindar seçmenden oy alır. Yapması gereken, dinle barışık tam sosyal bir demokrat parti olması; özgürlükleri ve yoksulları önceleyen politikaları savunması. Pekiyi, CHP'nin dindar seçmene yönelik açılımları samimi mi, seçim yatırımı mı? Herkes bunu soruyor. Bu soru siyaset açısından anlamlı değil. Çünkü demokratik siyaset bir müzakere ve pazarlık sistemidir. Ben bir siyasi partiye destek veriyorsam, ondan beklentilerim var demektir. Beklentilerimi yerine getireceğine inanırsam oyumu veririm. CHP'nin samimiyetini veya seçim yatırım stratejisini sorgulamak gerekiyorsa, diğer partiler de sorgulanabilir. AK Parti'nin Kürtçe kanal açmasını, Nazım Hikmet'le ilgili düzenlemeleri ve Alevi açılımları da aynı kategoride ele alınabilir. Tabii ki AK Parti bu açılımları yapmakla seçmenden oy beklemektedir. Ve bunda da tuhaflık yoktur. O zaman bu açılımlara muhalefet edenler ya demokratik sistemin müzakereci ve pazarlıkçı karakterini kabullenmek istemiyorlar veya tarafların karşıt kutuplarda birbirleriyle çatışmasını siyaset yapmak zannediyorlar. CHP çarşaflı hanımlara rozet taktığında, CHP kökenli Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, 1970'lerin söylemine dönüp "çarşafın çağdışı" olduğunu söyledi. Ne tuhaf değil mi? CHP, çarşaflıları içeri alıyor, muhafazakâr iktidarın bakanı onları, sadece siyasi alanın değil, "çağın dışı"na çıkarıyor. DSP'ye göre CHP'nin açılımları "çatışmaya sebep olabilir." ÖDP, CHP'den kaçan seçkinlerin "daha sol partilere kaçmaları"ndan başka seçenek yok. Siyasetin en hassas konusu dindir. Hiç kimse dini atlayarak herhangi bir değişim projesini gerçekleştiremez. Sorunlarımızı çok daha makro düzeyde ve geniş kapsamda –bölgesel ve küresel- ele almamız gerekirken, birkaç konunun çizdiği kapalı bir dairenin içine hapsolmuş vaziyetteyiz. Ben şu tezi savunuyorum: Ezici çoğunluğuyla dindar seçmen, sol ve CHP'yi dine karşı biliyor ve temel sorunlarını çözemedikleri halde sırf dinine zarar gelmesin diye, sağcı-milliyetçi-muhafazakâr partilere oy veriyor. Bu partiler de haksız olarak iktidar oluyorlar, her defasında seçmenin sorunlarını çözmeden suçu siyasi sisteme ve dinî hak ve özgürlüklere muhalefet eden CHP'ye atıyorlar. Milyonları hapsoldukları sağcı-muhafazakâr gettolardan diniyle barışık, din ve vicdan özgürlüklerini sonuna kadar savunan sosyal demokrat bir siyaset kurtarabilir ancak. Bu, zamanla olacaktır. ![]() İnsanın tek mürşidi Kur'an'dır... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| acilimlari, ali, bulac, chpnin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| Sitemizde Yenimisiniz ? | Yardım Konuları |